ORDU Gazeteciler Cemiyeti, fındık toplama sezonuna sayılı günler kala fındık ve sorunları ile Doğu ve Güneydoğu’dan gelecek olan fındık işçilerinin sorunlarını masaya yatırdı. Ulusal Fındık Konseyi Danışmanı Prof. Dr. Turan Karadeniz’in yönettiği toplantıda fındığın serbest piyasaya değil, devlet himayesine alınmasının kaçınılmaz olduğu görüşü hakim oldu.
Ordu Gazeteciler Cemiyeti’ndeki toplantıya Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun, Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Turan Karadeniz, Ordu Ziraat Odası Başkanı Necat Avcı, Ulusal Fındık Konseyi Başkan Vekili Onur Şahin, Ordu Ticaret Borsası Meclis Başkanı Adem Güney, Ordu Ticaret ve sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ali Çebi, Ordu Muhtarlar Derneği Başkanı Hüseyin Akdeniz, Ordu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Recep Aydın ve basın mensupları katıldı.
Toplantıda ilk görüş Belediye Başkanı Seyit Torun’dan geldi. Başkan Torun, fındığın önemli bir ürün olduğunu ve ürünün serbest piyasanın kaderine bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Başkan Seyit Torun, “Yaklaşık 7-8 milyon insanı ilgilendiren bir ürünü konuşuyoruz. Bizim için çok hayati bir önemi olan gelinlik kızlarımızın çeyizinden tutun, okul harçlıklarını bile ilgilendiren, kısacası bizim yaşamımızda önemli bir yeri olan fındığı konuşuyoruz. Gerçek olan bir şey var ki hala belli sıkıntıları dile getiriyorsak, çözülmeyen ve çözüm beklediği bir gerçek. Her yıl değişen rekolteye göre fiyat değişikliği, toplama ve işçi sorunları gibi sorunlar hala gündemde. Yaklaşık 1 aydan bir süre kalan yeni hasat döneminde beklentimiz fındığın gerçek değerini bulması. Geçen sene rekolte düşüktü. Bu yıl rekolte yüksek olduğu söyleniyor. Bu da bizim kaygılarımızı artırıyor. Gelişmiş ülkelerde dahil stratejik ürünler koruma altında. Bu ülkenin milli ürünü alt yapısı hazırlanmadan serbest piyasaya sunuluyor. Bu konuyu top yekun ele almak lazım. Diğer ülkelerdeki üretimle birlikte dengeyi sağlayarak, rekabet politikasını iyi oluşturmak lazım. Hasatla ilgili sorunu güneydoğudan gelen işçilerle halledeceğiz. Makineli tarıma geçemediğimiz için belli sorunları yaşıyoruz” diye konuştu.
Ulusal Fındık Konseyi Başkan Vekili Onur Şahin de, bugünün şartlarında fındıkta iki kırmızı çizgi oluştuğuna dikkat çekti. Şahin, fındık ihracatının 1 milyar doları aştığını ve bu rakamdan aşağı inilmemesi, fındık fiyatının da 5 lira sınırına dayandığını ve bunun altına düşmemesi gerektiğini söyledi. Şahin, “Bu iki konu fındığın kırmızı çizgileridir. Ama bakıyorsunuz devlet fındıkta yok. Biz geçmişte 800 bin tonlu rekolteleri gördük. Böyle bir rekolte olduğunda arz fazlası fındığı kim alacak, fiyat dibe vurursa ne olacak? Üreticiyi kim koruyacak?” dedi.
Ordu Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ali Çebi, fındığın gerçek probleminin fiyat dengesizliği olduğunu söyledi. Çebi, fındıkta alt ve üst taban fiyat belirlenmesi gerektiğini, fiyatların belirlenen rakamların aşağısına veya yükselerek tavan fiyatı aşması durumunda devletin müdahil olması gerektiğini ifade etti.
Ordu Ticaret Borsası Meclis Başkanı Adem Güney, Türkiye’de 1936 yılından bu yana fındık ve fındığın sorunlarının konuşulduğunu, ancak bugüne kadar fındıktaki sorunlara çare olabilecek nitelikte kimsenin görüş ifade etmediğini belirtti. Türkiye’de fındığın serbest piyasaya bırakıldığını hatırlatan Güney, “Başka ülkelerde tarım ürünleri altından daha itinalı korunuyor. Bizde ise serbest piyasaya bırakılıyor. Fındık milli üründür, serbest piyasaya bırakılmamalı, devlet fındıktan elini çekmemeliydi. Bu yıl rekoltenin dışında 100 bin ton arz fazlası olacağı görülüyor. Kim alacak bu 100 bin tonu? Ekonomik yönden güçlü bir kurum olmadığına göre boşuna tartışıyoruz” açıklamasında bulundu.
Ordu Muhtarlar Derneği Başkanı Hüseyin Akdeniz de, devletin fındığa sahip çıkması gerektiğini kaydetti. Trabzon Gazeteciler Derneği’ni temsilen toplantıya katılan Ahmet Külekçi ise, üreticinin fındığa karşı güvenini kaybettiğini ve geleceğini olumsuz gördüğüne dikkat çekti.
Ordu Ziraat Odası Başkanı Necat Avcı, son dönemde Doğu ve Güneydoğu’dan gelecek işçilerin konumuna değindi. Bu konunun sürekli gündemde tutulmaya başlandığına dikkat çeken Avcı, “Kimse ülkemizi ve insanımızı karıştırmak isteyenlere prim vermemeli. Gelecek işçilerde bizim insanımız, onlarla hiçbir sorunumuz yok. 15 yıldır işçi getiriyoruz ama bu yıl bu konu çok kaşındı. Şu ana kadar bin 500 işçi talebi oldu” görüşlerinde bulundu.
İki bölümden oluşan toplantının ikinci bölümünde ise sonuç bildirgesi hazırlandı.
